Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

7 Ağustos 2012 Salı

FAO (Gıda ve Tarım Örgütü) Fiyat Endeksleri, Tüfe ve Büyüme için doğru bir sinyal mi?


FAO (Gıda ve Tarım Örgütü) Fiyat Endeksleri, Tüfe ve Büyüme için doğru bir sinyal mi?

FAO’nun her ay yayımladığı gıda fiyatları endeksinin sekizincisi 9 Ağustos’ta yayımlanıyor. Bu veri FAO uzmanları tarafından ticarete en fazla konu olan 55 emtianın 5 grup altında toplanması ve ağırlıklandırılması ile oluşturuluyor.

Verinin önemli yanı ise global ekonomik durum anlamında belirgin bir harita oluşturması. Gıda, et, süt ve süt ürünleri, tahıl, petrol ve şeker gruplarından oluşan verinin yıllık değişim oranlarına bakıldığında resesyon ve durgunluk dönemlerini çok iyi yansıttığı görülebiliyor. Aşağıdaki grafiği oluşturmak için gıda, tahıl ve petrol fiyatları kullanıldı. Petrol fiyatlarının daha fazla dış etkiye maruz kalabilen bir emtia olması (siyasi, teknik, beşeri) şoklarda onun daha büyük salınımlar göstermesine ve fiyatının daha volatil olmasına yol açıyor. Buna rağmen üç emtianın fiyatlarındaki seyir kriz dönemiyle örtüşüyor. Bu da küresel büyüme konusunda önemli bir sinyal niteliği taşıyor.



Yukarıda fiyatların yıllık değişimleri baz alınarak oluşturulan grafik bize 2008 yılı ortasından 2009 yıl ortasına kadar devam eden krizin gıda fiyatları üzerinde oluşturduğu etki konusunda bilgi veriyor. Endeks değerleriyle oluşturulan bir alt grafikte mortgage krizi öncesinde görülen zirve seviyeler petrolde 2011 yılbaşında yakalanmış gibi görünüyor. Gıda fiyatlarının bu seyri takip etmemesinin nedeni Arap Baharı’nın yaratmış olduğu geçici etki olarak öne çıkıyor. Buna rağmen tarımda petrolün önemli girdilerden biri olması diğer fiyat seviyelerinde de bir miktar artışa neden oluyor. Fiyatlardaki seyir dönemsel olarak incelendiğinde 2009 Mart ayından itibaren belirgin bir artış göze çarpıyor. Bu dönem ABD Merkez Bankası FED’in bilançosundaki toksik kağıt (ipoteğe dayalı menkul kıymetler = mortgage backed securities, MBS) miktarını artırması ve karşılığında piyasaya likidite pompalaması ile aynı zamana denk geliyor. Bu hamle piyasalar tarafından parasal genişme (quantitative easing, QE) olarak adlandırılıyor. Daha sonra ekonominin yeterince hızlı büyümediğinin görülmesi ile Ağustos 2010’daki Jackson Hole toplantısı ve ardından QE2 kararı alınıyor. Alttaki grafikte Ağustos 2010’dan itibaren görülen fiyat artışındaki ivmelenme QE2’nin etkili bir silah olduğunu net bir şekilde gösteriyor.

İngiltere Merkez Bankası (BoE) da benzer QE hamlelerini Eylül 2009, Ekim-Kasım 2010’da yapıyor, buna Avrupa Merkez Bankası (ECB) Mayıs 2009’da, Japon Merkez Bankası (BoJ) ise Ekim 2010’da eşlik ediyordu. Genişlemeler sonucunda global anlamda likidite bolluğu yaratılırken paranın ucuzlaması ve fiyatların yükselmesi sağlanmış oluyordu. Bu hareketin çok merkezli oluşu ise bütün piyasaların eş anlı etkilenmesine yol açıyordu.


QE dönemlerinin kurlar üzerindeki etkisini incelemek için Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerinden alınan aylık ortalama döviz alış kurlarına göre hesaplanan kur grafiği (aşağıda) oluşturuldu. Doların euro karşısında değer kaybettiği dönem gıda fiyatlarındaki yükselişe işaret ediyor. Dolardaki değer kaybı biraz da piyasanın dolar ve ABD 10 yıllık devlet tahvillerini güvenli liman olarak algılamasından kaynaklanıyor. Kriz zamanı güvenli limana yönelen sıcak para doların değerini yükseltirken, global toparlanma dönemlerinde risk iştahının artması diğer para birimlerinin değerinde artışa yol açıyor. Global büyüme dönemlerinde tüketimin de artıyor olması ise arz-talep dengesinin daha yüksek bir fiyat seviyesinde oluşmasına sebep oluyor. Parasal genişleme ile paranın değersizleşmesi de tüketimi artırıcı bir etki yapıyordu. Euro’nun dolar karşısındaki gidiaştına benzer etki TL’nin güçlenmesiyle Türkiye’de de görülürken ve ekonomideki toparlanma olabildiğince hızlı ilerliyordu. Cumhuriyet tarihinin en hızlı büyümesi de bu dönemde gerçekleşiyordu.


FAO gıda fiyatlarındaki yıllık değişimle TUİK’in yıllık eflasyon artış oranları karşılaştırıldığında (aşağıdaki grafik), 2008 yılında ortaya çıkan mortgage krizinin belirgin etkisi görülüyor. Burada tüketimin kısıldığı, talepteki azalma ile fiyatların gerilediği izleniyor. Tüketici fiyat endeksinde (Tüfe=enflasyon) önceki dönemlerde yaşanan bozulmaların içsel kaynaklı olduğu da grafikten ayırt ediliyor. 2004 yılında yerel seçimlerin sapmaya yol açtığı kurların 2006 yılında hızlı büyüme, iç tüketim artışı, kamu borç stoku, dış ticaret ve cari açığın artması ile bozulduğu görülüyor. Ülkemize özel senaryoların gerçekleşmesi ve dünya ortalamasının üzerinde büyüme gerçekleştirdiğimiz dönemlerde Tüfe’de görülen yıllık değişim FAO Gıda Fiyat Endeksinden ve sonuç olarak global ekonomiden ayrışıyor.


Dünyanın genel gidişatını belirlemede bu kadar etkili olan FAO endeksinin Perşembe günü nasıl bir seyir izleyeceği merak ediliyor. Ülkemiz için doların TL karşısında güçlendiği ve enflasyonun Nisan 2010’dan sonra ilk defa çift haneli sayılara ulaştığı 2012 yılının ilk yarısının ardından ikinci yarıda nasıl bir seyrin görüleceği tahmin edilmeye çalışılıyor. FAO endeksinde 2008 yılında görülen seyrin yılın devamında da görülmesi halinde yurtiçi tüketimde görülen iyileşme sinyallerinin ötelenmesi ihtimali ortaya çıkıyor. Global toparlanma olmadan sadece yurtiçi tüketimin tetiklediği dengesiz büyüme koşullarının da sürdürülebilirliği konusunda şüpheler bulunuyor. Dolar/TL’nin 1,70’in üzerindeki seyri dış talebin yetersiz kaldığı bir dönemde ihracatı desteklemek adına önemli bir etki yaratmaktan uzak kalırken, yeni pazarlara ihracat konusunda gelişme sağlayan ülkemizin mevcut pazar paylarını kaybetmeden gelişmesi daha fazla önem kazanıyor. Ayrıca güçsüz TL satınalma gücümüzün gerilemesine yol açıyor. Üretimin en önemli girdisi olan enerji ve hammadde ithalatları da yüksek kur sebebiyle sekteye uğruyor. Bu durum da sanayi üretimi verilerine olumsuz yansıyor. Teşviklerle sağlanmaya çalışılan üretim artışının küresel toparlanma sağlanmadan tek başına etkisinin sınırlı kalmasının sebebi olarak TCMB’nin de aşağı yönlü risk olarak vurguladığı küresel durgunluk ön plana çıkıyor. Temmuz 2012’de yıllık %9,1’e yükselen (Haziran’da %8,9 idi) Tüfe ile FAO endeksinin ne kadar paralel seyrettiği 9 Ağustos Perşembe günü belli olacakken önümüzdeki dönemde küresel ekonomik seyirden ne kadar etkilenmeden kalabileceğimiz konusunda zor bir dönem bizi bekliyor.

Kaynak: TCMB, TUIK, FAO

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder