Derbi Adına Yaraşır Bir Maç ve Yaşananlar
Fenerbahçe -
Galatasaray maçı Fenerbahçe adına antrenman havasında başladı. Galatasaray'ın
orta saha kurgusunda ayrılmaz iki parça olan Felipe Melo ve Selçuk İnan'ın
kendilerinden beklenen pas alış-verişini yapamaması ve forvetteki Necati ile
Elmander'i besleyememelerinin yanında savunmada da defans dörtlüsünün önünde
sağlam duramamaları ilk yarıda Galatasaray adına yenen gollerin sebeplerinden
biriydi. Ayrıca savunmanın sağ kanadında oynayan Eboue'nin Musa Sow'un attığı
golde Ziegler kadar topu kovalamaması da takımı adına gol yenmesinde önemli bir
sebepti. Benzer şekilde Alex'in attığı şutta da Melo'nun hatası vardı.
Galatasaray'ın
orta sahada sol kanat oyuncusu Emre Çolak'ın etkisiz bir futbol sergilemesi,
takımın ataklarını sağ kanattan, Engin üzerinden, gerçekleştirmesine yol açtı.
Bu durum Engin'in oyundan daha çabuk düşmesine ve maçın ikinci yarısında gerçekleşen ataklarda güç kaybı yaşamasına yol açtı.
Maçın
34.dakikasında Gökhan Gönül'e Elmander'in yapmış olduğu faul ile Sow'un attığı
goldeki pozisyonun birlikte değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
37.dakikada gelişen atakta Necati'nin topa kafayla vurmak yerine, göğsünde
yumuşatıp ayakla vurmasının takıma gol getirebileceği kanaatindeyim.
43.dakikada Emre Belezoğlu'nun Melo'ya yaptığı faulün ardından Melo'nun Yobo'ya
ayağını kaldırarak yaptığı faulün de Sow'un attığı golle karşılaştırılması
gerekiyor. Ayrıca Hasan Şaş'ın kafasının sahaya atılan maddelerden ötürü
yarılması ve maç içerisinde bayrak sopalarının sahaya atılmasının gözlemci
notlarında bulunup bulunmadığı da ilerleyen günlerde takip edilmeli. Benzer
şekilde Fatih Terim'in de kaşının açılması durumun vahametini ortaya koyar
nitelikteydi. 85.dakikada Yobo'nun Elmander'e attığı dirseğin ise kesinlikle
kırmızı kart olabileceği değerlendirilebilir. Benzer durumlarda bu yıl
Galatasaraylı oyuncuların kart görmüşlüğü olduğu da unutulmamalı. Emre
Belezoğlu'nun ise ikinci yarıda yaptığı iki faul sonrasında hala oyunda
kalabilmesi hakemin iyi niyetinden kaynaklanıyor. İki pozisyonda da parmağıyla
topu işaret edip olaydan sıyrılması Bülent Yıldırım'ın acemiliğini ve taraftar
korkusunu ortaya koydu.
Galatasaray'ın
ilk yarıdaki en büyük zaafını Alex'e markaj yapan herhangi bir oyuncunun
bulunmaması olarak görüyorum. Bu tarz bir savunma anlayışı olacaksa en azından
şut imkanı tanımamak Stoch'un önünün kapatılması gibi onun da önünün
kapatılması gerekmekteydi. Takımda hiçbir olumlu hareketi bulunmayan Emre
Çolak'ın 65 dakika oyunda kalması Fatih Terim'in en önemli hatalarından
biriydi. Ligin ilk yarısında oynanan maçta iyi bir performans sergileyen Emre
ise takımını bu maçta neredeyse 10 kişi bıraktı. Bir diğer hata Fatih Terim'in
yenen goller sonrası oyuncularına gerekli motivasyonu sağlayamamasıydı. Eğer
bir takım beş dakikada 2 gol yiyorsa bu durum tamamen konsantrasyon bozukluğu
ve oyuna çabucak odaklanılamamasından kaynaklanmaktadır. Bu gibi durumlarda
oyuncu kenara baktığında takımı ateşleyecek bir teknik adam arar. Bu adamın
Fatih Terim olması gerekiyordu.
İkinci
yarıya iki takım da değişiklik yapmadan başladı. Melo'nun ilk yarıdaki olumsuz
pas yüzdesinin ikinci yarının başında da devam etmesi takımı adına hızlı
çıkışların kesilmesine yol açtı. Melo'nun moral bozukluğunun daha maçın ilk
yarısında Mehmet Topuzla girmiş olduğu mücadele sonrası oluştuğunu düşünüyorum.
68.dakikada Melo'nun orta sahada aldığı topu sonradan oyuna giren Aydın'a
vermek yerine şut atması da kendini kanıtlamaya çalışmasındandı.
Emre-Aydın,
Necati-Baros değişikliklerinin oyun planından ziyade takımın tempolu oyununun
devamlılığı için olduğunu düşünüyorum. Bunun yanında Galatasaray'ın ikinci
yarıda oyunun tartışmasız hakimi olduğunu düşünüyorum. Elmander-Riera
değişikliği ise takımın tek forvete yöneldiği maçın son anlarında takımın
kanatlara oyunu yaymasında yardımcı oldu. Ancak bu değişiklik takımın hücum gücünü düşürerek son dakikalarda ileride yeterli baskının kurulamamasına da yol açtı. Engin'in maçın son dakikalarında
bulmuş olduğu karşı karşıya pozisyon ise maçın kaderini değiştirebilecek
nitelikteydi. Benzer şekilde Milan Baros'un direkten dönen topu da maçı değiştirebilirdi.
Gollere
değinmek gerekirse: Fenerbahçe'nin ilk golü tamamen Ziegler'in ısrarcılığı ve
Sow'un ayağını Semih'in kafasına kadar kaldırıp güzel bir vuruşla topu ağlara
göndermesiydi. İkinci golü ise savunmanın uzaklaştırmayı başaramadığı topun
Alex'in ayağına geldiğinde herhangi bir müdahaleyle karşılaşmadan elini kolunu
sallayarak attığı güzel vuruştan kaynaklanıyor. Galatasaray'da ise Selçuk'un
ilk yarıda orta alanda yapmış olduğu en olumlu hareket olarak
değerlendirilebilecek güzel pasının Necati tarafından Elmander'e bekletilmeden
atılması Galatasaray adına ilk golü getirdi. İkinci gol takımın 2.yarı boyunca
yüklendiği bir anda sağ kanattan gelen ortanın Hakan Balta'ya indirilmesi ve
Hakan'ın isabetli bir şutla topu ağlara göndermesi sonucu gerçekleşti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder