Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

17 Mart 2012 Cumartesi

Fenerbahçe - Galatasaray 17.03.2012

Derbi Adına Yaraşır Bir Maç ve Yaşananlar
 
Fenerbahçe - Galatasaray maçı Fenerbahçe adına antrenman havasında başladı. Galatasaray'ın orta saha kurgusunda ayrılmaz iki parça olan Felipe Melo ve Selçuk İnan'ın kendilerinden beklenen pas alış-verişini yapamaması ve forvetteki Necati ile Elmander'i besleyememelerinin yanında savunmada da defans dörtlüsünün önünde sağlam duramamaları ilk yarıda Galatasaray adına yenen gollerin sebeplerinden biriydi. Ayrıca savunmanın sağ kanadında oynayan Eboue'nin Musa Sow'un attığı golde Ziegler kadar topu kovalamaması da takımı adına gol yenmesinde önemli bir sebepti. Benzer şekilde Alex'in attığı şutta da Melo'nun hatası vardı.

Galatasaray'ın orta sahada sol kanat oyuncusu Emre Çolak'ın etkisiz bir futbol sergilemesi, takımın ataklarını sağ kanattan, Engin üzerinden, gerçekleştirmesine yol açtı. Bu durum Engin'in oyundan daha çabuk düşmesine ve maçın ikinci yarısında gerçekleşen ataklarda güç kaybı yaşamasına yol açtı.

Maçın 34.dakikasında Gökhan Gönül'e Elmander'in yapmış olduğu faul ile Sow'un attığı goldeki pozisyonun birlikte değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. 37.dakikada gelişen atakta Necati'nin topa kafayla vurmak yerine, göğsünde yumuşatıp ayakla vurmasının takıma gol getirebileceği kanaatindeyim. 43.dakikada Emre Belezoğlu'nun Melo'ya yaptığı faulün ardından Melo'nun Yobo'ya ayağını kaldırarak yaptığı faulün de Sow'un attığı golle karşılaştırılması gerekiyor. Ayrıca Hasan Şaş'ın kafasının sahaya atılan maddelerden ötürü yarılması ve maç içerisinde bayrak sopalarının sahaya atılmasının gözlemci notlarında bulunup bulunmadığı da ilerleyen günlerde takip edilmeli. Benzer şekilde Fatih Terim'in de kaşının açılması durumun vahametini ortaya koyar nitelikteydi. 85.dakikada Yobo'nun Elmander'e attığı dirseğin ise kesinlikle kırmızı kart olabileceği değerlendirilebilir. Benzer durumlarda bu yıl Galatasaraylı oyuncuların kart görmüşlüğü olduğu da unutulmamalı. Emre Belezoğlu'nun ise ikinci yarıda yaptığı iki faul sonrasında hala oyunda kalabilmesi hakemin iyi niyetinden kaynaklanıyor. İki pozisyonda da parmağıyla topu işaret edip olaydan sıyrılması Bülent Yıldırım'ın acemiliğini ve taraftar korkusunu ortaya koydu.

Galatasaray'ın ilk yarıdaki en büyük zaafını Alex'e markaj yapan herhangi bir oyuncunun bulunmaması olarak görüyorum. Bu tarz bir savunma anlayışı olacaksa en azından şut imkanı tanımamak Stoch'un önünün kapatılması gibi onun da önünün kapatılması gerekmekteydi. Takımda hiçbir olumlu hareketi bulunmayan Emre Çolak'ın 65 dakika oyunda kalması Fatih Terim'in en önemli hatalarından biriydi. Ligin ilk yarısında oynanan maçta iyi bir performans sergileyen Emre ise takımını bu maçta neredeyse 10 kişi bıraktı. Bir diğer hata Fatih Terim'in yenen goller sonrası oyuncularına gerekli motivasyonu sağlayamamasıydı. Eğer bir takım beş dakikada 2 gol yiyorsa bu durum tamamen konsantrasyon bozukluğu ve oyuna çabucak odaklanılamamasından kaynaklanmaktadır. Bu gibi durumlarda oyuncu kenara baktığında takımı ateşleyecek bir teknik adam arar. Bu adamın Fatih Terim olması gerekiyordu.

İkinci yarıya iki takım da değişiklik yapmadan başladı. Melo'nun ilk yarıdaki olumsuz pas yüzdesinin ikinci yarının başında da devam etmesi takımı adına hızlı çıkışların kesilmesine yol açtı. Melo'nun moral bozukluğunun daha maçın ilk yarısında Mehmet Topuzla girmiş olduğu mücadele sonrası oluştuğunu düşünüyorum. 68.dakikada Melo'nun orta sahada aldığı topu sonradan oyuna giren Aydın'a vermek yerine şut atması da kendini kanıtlamaya çalışmasındandı.

Emre-Aydın, Necati-Baros değişikliklerinin oyun planından ziyade takımın tempolu oyununun devamlılığı için olduğunu düşünüyorum. Bunun yanında Galatasaray'ın ikinci yarıda oyunun tartışmasız hakimi olduğunu düşünüyorum. Elmander-Riera değişikliği ise takımın tek forvete yöneldiği maçın son anlarında takımın kanatlara oyunu yaymasında yardımcı oldu. Ancak bu değişiklik takımın hücum gücünü düşürerek son dakikalarda ileride yeterli baskının kurulamamasına da yol açtı. Engin'in maçın son dakikalarında bulmuş olduğu karşı karşıya pozisyon ise maçın kaderini değiştirebilecek nitelikteydi. Benzer şekilde Milan Baros'un direkten dönen topu da maçı değiştirebilirdi.

Gollere değinmek gerekirse: Fenerbahçe'nin ilk golü tamamen Ziegler'in ısrarcılığı ve Sow'un ayağını Semih'in kafasına kadar kaldırıp güzel bir vuruşla topu ağlara göndermesiydi. İkinci golü ise savunmanın uzaklaştırmayı başaramadığı topun Alex'in ayağına geldiğinde herhangi bir müdahaleyle karşılaşmadan elini kolunu sallayarak attığı güzel vuruştan kaynaklanıyor. Galatasaray'da ise Selçuk'un ilk yarıda orta alanda yapmış olduğu en olumlu hareket olarak değerlendirilebilecek güzel pasının Necati tarafından Elmander'e bekletilmeden atılması Galatasaray adına ilk golü getirdi. İkinci gol takımın 2.yarı boyunca yüklendiği bir anda sağ kanattan gelen ortanın Hakan Balta'ya indirilmesi ve Hakan'ın isabetli bir şutla topu ağlara göndermesi sonucu gerçekleşti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder