Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

31 Ekim 2010 Pazar

Beşiktaş-Sivasspor 31.10.2010 Pazar

Beşiktaş İnönü'de güle oynaya başladığı maçı güç bela bitirdi. İlk yarıya orta saha üstünlüğünü eline alarak başlayan Beşiktaş sol kanattan yaptığı akınlarla etkili olmaya çalıştı. Nitekim daha maçın 5.dakikasında Guti'nin ara pasında İbrahim Üzülmez'in sol kanattan yaptığı ortada Bobo takımın ilk golünü (kendisinin takımla 200.maçında) atmış oldu. Aynı şekilde 23.dakikada sol kanattan Tabata'yla gelen Beşiktaş,Sivasspor'da Ziya'nın uzaklaştıramadığı ortaya Necip'in müdahalesi ve düzgün vuruşu sonrası 2.golü buldu.
İlk yarıda Beşiktaş üstün bir oyun sergilerken orta sahada Necip ve Ernst, takımın savunma ve ataklarına destek vererek Guti'nin sadece ileriye dönük oynamasını sağladılar.
Dikkatimi çeken eksiklik Holosko'nun takımdan bağımsız sergilediği performans oldu. Holosko, Bobo ve diğer ileri uç oyuncularıyla uyumlu değildi. Kendini kanıtlamaya yönelik bir oyun sergiledi. İkinci yarıda oyunu yorulmasıyla paralel daha da vasatlaştı ve yerini 70.dakikada Nihat'a bıraktı. İstekli oyunu sayesinde seyircilerden alkış alırken takımla uyumsuzluğu sanki hafta içinde takımdan ayrı antrenman yapmış izlenimi verdi. İlk yarıda üstlerine fazla iş düşmeyen İbrahim Toraman ve Ersan, Sivasspor'da ikinci yarı Erman'ın yerine oyuna giren Suarez'in ardından zorlanmaya başladılar. İlk yarı sonuna doğru sakatlanan Sedat'ın yerine Keita'nın savunmanın ortasına alınması ve Diallo'nun girişiyle orta sahası güçlenen Sivasspor'da Mehmet Yıldız'ın da orta sahaya kadar gelip baskı yapması maçın seyrini değiştirdi. Suarez'in ileri uçta yalnızlıktan kurtardığı Mehmet, 2.yarıda gücünü olumlu kullanabildi. Beşiktaş'a ilk yarıdaki gibi rahat pas yaptırmayan gerektiğinde sert faullerle onları durduran Sivasspor, Beşiktaş'ın pas trafiğini keserek daha çok geriye dönmesine sebep oldu. Buna benzer bir pozisyonda Necip'in savunmaya verdiği pasta araya giren Suarez takımının tek golünü kaydetti (67.dakika).
Kendisine yapılan faullere tepki gösteren Guti'nin sarı kart görmesi ve yorulması sonrasında yerine Yusuf'un girdi. Orta alandaki pas trafiğini yönetme görevini üstlenen Yusuf ve Holosko'nun yerine girip pek varlık gösteremeyen Nihat, Beşiktaş'ın ilerleyen dakikalarda topu ileride tutmasını ve atakları şekillendirmeyi beceremeyince Sivasspor baskısını arttırdı. Bu yönüyle Galatasaray-Antalyaspor maçına benzeyen maçın son dakikalarında oyuna sonradan giren Cihan Yılmaz'ın şutu direkten dönerek Beşiktaş'a derin bir nefes aldırdı.
Beşiktaş'ta Hilbert özverili oyununa rağmen yaptığı pas hatalarıyla takımını zaman zaman zor duruma sokarken, oyuna sonradan giren Nihat ve Fatih Tekke'nin verimli bir oyun çıkarmadığını söylemek gerekiyor. Yusuf'un 81.dakikadaki ara pasında kaleciyle karşı karşıya pozisyonda golü kaçıran Nihat eski günlerini aratırken, Fatih Tekke net bir pozisyona giremedi. Yusuf ise rakibin savunmasına karşı kolay pes eden tavrı ve yaşı itibariyle kovalayıcılıktan uzak futbolu ile takıma gereken enerjiyi sağlayamadı.
Sakatlıklardan ötürü ideal 11'i kuramayan Beşiktaş'ın doğru hamlesinin Yusuf ve Nihat gibi iki hücumcuyu oyuna almak yerine orta sahada ayakta duracak bir oyuncuyu almak olacağını düşünüyorum. Bunun sebebi, iki oyuncunun da takım savunmasında yeterli özveriyi sergilemesi. Sivasspor ise Ceyhun'un eksikliğini maçın ilk yarısında Mehmet Yıldız'ı ileride yalnız bırakarak yaşadı. Maça daha erken alındığı takdirde Cihan'ın daha etkili olabileceğini savunmaktayım. Böylece Suarez ve Mehmet'in arkasında onları sürekli besleyecek bir futbolcu olur ve kontra ataklarda yerini bulan paslarla gol pozisyonlarına girilebilirdi.
Rüştü ve İbrahim Üzülmez'in oyunları yaşlarına rağmen muhteşemdi. Ayrıca Guti'nin akıl dolu pasları da seyir zevkini yükseltti.

29 Ekim 2010 Cuma

Bursaspor-Fenerbahçe 29.10.2010 - maç sonu

İkinci yarı Bursaspor'un ortasaha savaşına cevap vermesi ile başladı. Turgay, Hüseyin, Ergic ve Batalla orta sahayı toparlarken Volkan sağ kanada açılarak açık alan bulmaya çalıştı. Bursaspor ikinci devrenin başında, kullandığı kornerde sağ kanattan gelen topu Turgay'ın sol kale direği dibine indirmesi ve Ergic'in düzgün vuruşu sonrasında gol bularak başladı. İlerleyen dakikalarda Fenerbahçe benzer bir pozisyonu semihin topa sol ayağıyla vuramaması neticesinde kaçırdı. Stoch'un Aykut kocaman tarafından oyundan alınmasını biraz anlamsız bulsam da (kanatta çok iyi iş çıkarıp Ali Tandoğan'a sarı kart gördürdü) oyuna giren Santos takıma fazla bir katkı yapamadı. Herhalde Stoch'un kanatta çok kalması ile ortasahayı kaybeden Fenerbahçe'ye tekrar bu bölgeyi kazandırmaya çalışan Aykut Kocaman'ın takımı kaleyi uzaktan şutlarla yoklamaya devam etti.
Maçın ikinci yarısına damgasını vuran ise kaleci Volkan Demirel oldu. Biraz Sercan'ın beceriksizliği biraz da sezilerinin güçlü olması sebebiyle karşı karşıya pozisyonlarda başarıyla kalesini koruyan Volkan, yaptığı zamanında çıkışlarla bazı atakları da başlamadan bitirdi. İkinci yarıda Alex'in yorulmasının da etkisiyle ataklardaki yapılığı azaldı. Geride ise Emre ve Mehmet takımın yükünü sırtlandı. Christian'ın oyundan çıkıp Kazım'ın çıkmasıyla kanattan içeri çekilen Mehmet kaleye karşıdan yaklaştığında daha üretken olduğunu gösterse de atakları sonuçsuz kaldı. Gökhan Ünal kendisine verilen sınırlı sürede pozisyon üretemedi.
Bursaspor oyunda Batalla-Insua, Volkan-Ozan İpek ve Sercan-Nunez değişikliklerini yaptı. Bence Volkan ile Ozan değişikliği birazcık geç yapıldı. Volkan bu maçta yeterince üretken olamadığı gibi pozisyonlarda top kaybettikçe kendini daha çok kanıtlama çabasına girdi ve daha fazla hata yaptı. Yorulan Sercan'ın yerine daha erken alınabileceğini düşündüğüm Nunez ise Sercan'ın girmiş olduğu pozisyonlardan birini diri olması sebebiyle gole çevirebilirdi.
Sonuç olarak bu keyifli maç 1-1 bitti ve Bursaspor liderliğini korudu. Maçta aklımda kalan Fenerbahçe'nin Bursaspor on kişiyken kullandığı kornerde nasıl olup da doğru adam paylaşımı yapamadığı ve Volkan'ın kalesinde devleştiği ikinci yarı oldu. Fenerbahçe'nin ilk yarıda oynadığı oyunu maç geneline yayması halinde önümüzdeki maçlarda en zor yenilen takımlardan biri olmasını bekliyorum. Dana bu takıma Lugano, Niang ve Dia'nın geleceğini de unutmamak gerekiyor. Bursaspor'da ise Volkan'ın on numaralığın ne demek olduğunu iyi anlaması gerekiyor. Tek başına top alıp beş kişi çalımlamaya çalışmak değil ,golü atacak adama asist yapmak, hem sağ hem sol (bir pozisyonda vuramadığı için topu sağ ayağına çekip pozisyon kaybetti) ayağını kullanmak, oyunu okumak ve gerektiğinde gol atmak amacını taşıyan bir Volkan'ın takımına daha yardımcı olacağını düşünüyorum. Ergic ile Semih'in vuruşlarını da dikkatlice incelemek ve maç içinde bulundukları mevkileri değerlendirmek gerekiyor. Neticede birisi forvet diğeri orta saha...

Bursaspor-Fenerbahçe 29.10.2010 - ilk yarı

Fenerbahçe'ye Galatasaray karşısında oynanan kötü futbol çok olumlu yansımışa benziyor. Geçtiğimiz hafta oynanan derbide Fenerbahçe'nin en iyi oyuncuları görünümünde olan Volkan D. ve Yobo bu maçta da aynı uyumu göstererek savunmada takımı tutarken Bilica'da ilk on birdeki yerini kazanmak için canla başla çalışıyor. Orta sahada Emre ve Mehmet Topuz çok gayretli oynuyor. Dia'nın olmamasıyla şans bulan Christian ilk yarıda takımda gördüğüm formu en düşük futbolcu. Gökhan Gönül'ün önünde onuyor gözüken Mehmet T., içeri doğru hareketlenerek Gökhan'ın önünü açarak ona kanattan bindirme yapma şansı verirken, sol kanantta Stoch, Caner'in önünde sağlam durarak atakların o kanattan gelişmesinde yardımcı oluyor. Bana göre ilk yarının en iyi oyuncusu Emre Belezoğlu'ydu. Forvette Semih Niang'ın yokluğunda verilen şansı iyi değerlendirerek Emre'nin sol kanattan sürüklediği atakta Alex'in vuruşunu iyi kovalayarak gol vuruşunu yaptı.
İlk yarıda dikkatimi çeken diğer bir nokta Galatasaray maçında çok silik oynayan Alex'in bu maç top çalması , savunma yapması oldu. Semih'in arkasında oynayarak ona asistleriyle destek olmaya çalışan Alex, olumlu oyununa ikinci yarıda da devam ederse Fenerbahçe pozisyon üretmeye devam ederek, bulacağı kontra ataklarda gol atabilir.
Bursaspor pozisyon üretmekte zorlanırken Sercan ve Volkan Şen'e destek Ali Tandoğan ve zaman zaman Ergic'ten geldi.

26 Ekim 2010 Salı

Çin de akaryakıta zam yapıyor

Asya’nın en büyük petrol tüketicisi olan Çin, ekonomideki aşırı ısınmayı önlemek için benzin ve dizel fiyatlarında %3’lük bir artış yaptı. Bu artışla benzinde tavan fiyat 230 yuan/metrik ton olurken, dizelde 200 yuan/ton oldu. Ekonomi, hükümetin kredi büyümesine engel olmaya çalışması, varlık fiyatları konusundaki spekülasyonların üzerine gitmesi, etkin enerji kullanımı ve çevre hedeflerinin üzerine gitmesi sonucunda son bir yılda en düşük büyümeyi gerçekleştirmişti (%9,6). Ulusal Reform ve Kalkınma Komisyonunun (NDRC) artış öncesi yaptığı en son müdahale Haziran ayındaydı. Düzenleme benzin ve dizel maliyetlerinde azalma içeriyordu.
Çin hükümetinin Aralık 2008’de tanıtmış olduğu yeni mekanizma uyarınca NDRC, petrol maliyetleri 22 günlük sürede %4’ten fazla artış gösterirse akaryakıt fiyatlarında ayarlama yapabiliyor. Benzin fiyatları en son Nisan’da %4,6 oranında arttırılmıştı.
Çin’in en büyük rafineri şirketi olarak bilinen China Petroleum & Chemical Corp., diğer adıyla Sinopec, Şangay borsasında %2,5 artarak 5 Mayıs’tan beri en yüksek seviyesi olan hisse başına 9,45 yuan’a geldi. PetroChina Co. ise %3,4 artışla hisse başına 11,84 yuan’a yükseldi. Gösterge endeks olan Şangay Bileşik Endeksi ise %0,4 artış gerçekleştirdi.
Benzin ve dizel fiyatlarındaki bu yükseliş üretici ve çiftçilerin maliyetlerini arttırarak enflasyon riskini körüklüyor. Tüfe eylül ayında yıllık bazda %3,6 artmıştı. Petrol fiyatlarındaki artışın enflasyona olan etkisinin güçlenen yuan ile sınırlı kalacağı vurgulanırken yuan’ın dolar karşısında yılbaşından beri %2,53 değer kazanması bu söylemi doğrular nitelik taşıyor.

17 Ekim 2010 Pazar

Maçın Ardından 17 Ekim 2010 Pazar

Galatasaray 2.yarıya da gol yiyerek başladı. 50.dakikada Metin Akan sağ kanattan topu taşıyarak Güven'e pas verdi. Güven'in ceza sahası dışından sert vuruşunu Ufuk çelse de dönen topa Galatasaray'dan kimse müdahale edemedi. Topa ceza sahası dışından vuran Özgür Çek takımının ikinci golünü kaydetti. Takımın savunma alanındaki zaafını ortaya koyan bu gol Bursaspor maçında yenen gole benzerliğiyle dikkat çekti. Anlaşılan Galatasaray o maçtan hiç ders çıkartamamış ve bunu bilen Ankaragücü teknik direktörü Ümit Özat takımını iyi hazırlamış.
İlk yarı ceza sahası içinde pas alamayan Baros, çareyi ceza sahası dışından şut atmakta buldu. 56.dakikada Mustafa Sarp'ın pasında ceza sahası dışında kaleye yüzünü döndü ve vuruşunda topu Özgür'ün uzanamayacağı köşeden ağlara gönderdi. Ümit Özat, bu golün ardından hareketleneceğini düşündüğü Galatasaray'a karşı Metin Akan'ın yerine Hürriyet'i oyuna alarak savunmasına takviyede bulundu.
Golü bulduktan sonra Galatasaray savunması orta saha çizgisine kadar açılırken, kontra ataklara karşı savunmasız kaldı. Lakin 60.dakikada savunmanın arkasına gönderilen pasta kalesini terk eden Ufuk'tan sıyrılan Sapara, topu boş kaleye gönderdi. Hemen arkasından benzer pozisyonla karşılaşan Galatasaray'da kaleci Ufuk topa ceza sahası dışında elle müdahalede bulunarak kırmızı kart gördü. Zorunlu değişiklik yapan Galatasaray oyuna Serkan'ın yerine Aykut'u aldı. 
65.dakikada Misimovic'in paslaşarak kullandığı kornerde, Ayhan'ın sol kanattan yaptığı orta sonrasında Milan Baros ceza sahası içinde topu düzgün bir vuruşla ağlara göderdi.
Maçın uzatma dakikalarında Ankaragücü'nde Sestak ceza sahası içine giren Turgut'a pasını verdi. Turgut da sağ çaprazdan yaptığı vuruşta topu Aykut'un koltuk altından ağlara gönderdi.
Maç 4-2 sona ererken Milan Baros'un sakatlığı Galatasaray'a, haftaya oynanacak Fenerbahçe maçı öncesi büyük yara verdi. Ayhan'ın agresif futbolu ve 10 kişi kalan takımının oyununa yardımcı olmaktan çok kart görmeye çalışan hareketleri profesyonelliğe yakışmazken, yerine Elano'nun düşünülmemesi de takımın hücum yönünde eksik kalmasına yol açtı. Forvet hattında yalnız kalan Baros'un maç boyunca depar atarak boş alan bulmaya çalışması maç sonunda arka adalesinin çekmesine ve sakatlanmasına yol açtı.
Galatasaray'ın hem hücümda hem savunmada pasif kalan orta sahası ileride oynanacak maçlar için umut vermezken, defansif görünümlü orta saha oyuncularının savunmaya destek vermemesi ağar savunmanın arkasına rahat top atılmasına yol açtı. Frank Rijkaart'ın takım savunmasına ağarlık verip bu takımın Barcelona olmadığı anlaması gerekiyor. Aksi takdirde Fenerbahçe maçı hezimet haline gelebilir.

İlk Yarının Ardından GS-AG 17 Ekim Pazar

Galatasaray Ankaragücü maçı küçük bir sürprizle başladı. Zewlakow'un savunmanın arkasına attığı uzun pasta Metin Akan'ın ceza sahasına girip topu ağlara gönderdiği dakika daha 3'tü. Bu pozisyonda dikkatime takılan üç nokta oldu. Bunlardan ilki yardımcı hakemin bayrağını neden kaldırıp sonrasında indirdiği, ikincisi Zewlakow'un topu neden durdurmadan oyuna sokmasına hakemin seyirci kaldığı, üçüncüsü ise kaleci Ufuk'un topa hareketleneceğine neden kaleye gitmeye çalışmasıydı.
Bunun haricinde kadro anlamında zenginliği sakatlıklar nedeniyle kısıtlanan Galatasaray'ın sağ kanatta Serkan ve Sabri, sol kanatta Insua ve Pino ile oynamasını tempo açısından doğru buldum. Maça 4-4-1-1 taktiğiyle başlayan Galatasaray'da gol sonrası ileriye çıkışların artması ile takım sanki 3-5-1-1'e döndü. Geride, Hakan Balta ortada, Insua solda, Servet sağda gibi oynadı. İlk yarıda Mustafa Sarp ve Sabri çok hareketliydi. Buna rağmen Milan Baros forvette yalnız kaldı ve savunmanın içine gömüldü. Kendisi bunu fark etmiş olacak ki 35.dakika civarında savunmanın arasından çıkıp sağ kanatta top aldı. Misimovic önceki maçlarına göre takımla daha uyumlu bir oyun sergiledi. İkinci yarı gol pozisyonu açısından zengin geçebilir. Galatasaray'ın erken bulacağı gol, takımı galibiyete taşıyabilir. Aksi halde Ankaragücü 2. golü bulacaktır.