Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

8 Şubat 2011 Salı

Paunt'tan görünüm: 08.02.2011

Yabancı yatırımcıların paundu desteklemelerindeki en önemli sebeplerden biri olan faiz artırım kararının ne zaman gerçekleşeceği konusunda belirsizliğin artıyor olması, bu para birimine olan satış yönlü bir baskının yıl boyunca sürebileceği endişesini ortaya çıkarıyor.
13 Ocak 2011'de İngiltere Merkez Bankası (BoE) üst üste 22.ayında da politika faiz oranını %0,5'te tuttu. BoE %3,7'ye gelen tüketici fiyat endeksine (Tüfe) (Kasım'da %3,3 idi) rağmen politika faizinin artırmazken , karar 2 karşı oyla alındı. Tüfe'deki yüksek seyir (hedef %2):
1-Geçen yıl olduğu gibi 2011 Ocak ayında %17,5'tan %20'ye çıkarılarak kamu finansmanına destek olması beklenen KDV'deki artış,
2-Petrol ve gıda fiyatlarında küresel anlamda, giyimde ise yerel anlamda yaşanan yükseliş (Gelişmekte olan ülkelerde petrol ve gıda fiyatları enflasyona neden oluyor),
3-Sterlinin 2007-2009 yılları arasında yaşanan kredi daralması kaynaklı kriz sonrasında değer kaybetmesinin ithalat fiyatlarını göreceli olarak artırması gibi sebeplerle biraz daha devam edeceğe benziyor.
Sıkılaştırıcı para politikası önlemlerinin kısa dönemde bu tarz enflasyonist baskıları azaltması beklenmese de paunda bir miktar değer kazancı sağlayacağı düşünülmekte.
Bunun yanında İngiltere'nin 2. ve 3.çeyrek büyüme rakamları %1,2 ve %0,8'den sırasıyla %1,1 ve %0,7'ye revize edilmiş durumda. 4.çeyrek büyümesi ise %0,9. İşsizlik oranı%7,9 gibi gelişmiş ülke düzeyine göre çok yükseklerde. (Almanya'da bu oran ülkede son 18 yılın en düşük seviyesi olan %7,4.) Ayrıca enflasyonla alakalı bir başka gösterge olan yıllık ücret artışı %2,1 seviyesinde bulunuyor. Bu gibi olumsuzluklara rağmen bütçe açığını tek haneli rakamlara indirmeye çalışan hükümetin önünde zorlu bir süreç varmış gibi gözüküyor.
BoE ise faiz artırımı için enflasyonun bu seviyelerde kalacağına dair daha somut kanıtlar arıyor. Oylamada çıkan çatlak sesler ise paundun dolara karşı 1,60 seviyelerinde tutunmasına yardımcı oluyor. Bu inatlaşmanın devam etmesi durumunda (faiz artırım kararının çıkmaması) önümüzdeki aylarda pauntta değer kaybı yaşanması olası bir ihtimal. Bundan daha önemli sorun ise bu kadar parasal sıkılaştırma (kamu harcamalarında kısıtlama, vergi zammı) ve büyümede yavaşlamaya rağmen enflasyonda uzun dönemli hedefin tutturulamaması durumunda ortaya çıkacak gibi gözüküyor. İşsizliğin de büyümedeki yavaşlamayla birlikte bu seviyelerdeki seyrine devam etmesi durumunda ortaya çıkacak olan stagflasyon yatırımcıların paunttan çıkışına hız kazandırabilir gibi gözüküyor. 2011 yılı bu tip sorunların ışığında İngiltere için 2010 kadar parlak olmayabilir.

grafik: son (Şubat 8) 1.60903 en düşük (Eylül 7) 1.53247 en yüksek(Kasım 4) 1.62631
GBP/USD






















6 Şubat 2011 Pazar

Takım olma yolunda...Galatasaray-Eskişehirspor

Galatasaray uzun zaman sonra takım hüviyetinde bir oyun sergileyerek Eskişehirspor'u 4-2 yenmeyi başardı. Sahaya çıkan kadroda kalede Zapata, savunmanın sağında Serkan Kurtuluş, savunmanın ortasında Servet Çetin ve Lorik Cana, savunmanın solunda Hakan Balta, orta sahada Lucas Neill (Dk.69 Mustafa Sarp), Sabri Sarıoğlu, Culio, ileride Kazım (Dk.84 Yekta Kurtuluş), Harry Kewell (Dk.63 Milan Baros), Bogdan Stancu şeklinde başladı. Maça Kazım'ın sağ kanattaki etkili oyunuyla hızlı bir başlangıç yapan Galatasaray, sahanın geneline yayarak uyguladığı pres sayesinde de rakibe fazla pas yapma şansı tanımadı. İlk gol Galatasaray'ın sağ kanattan kazandığı serbest vuruş sonrası Culio'nun yaptığı orta sonrasında geldi. Savunma bu ortada topu ceza sahasının dışına uzaklaştırmış olsa da dönen topa Sabri gelişine bir vuruş yaptı. Topa kafasıyla değip topun yönünün değişmesini sağlayan Cana ilk gölü kaydetti. Gol sonrası akınlarına devam eden takımda, sağ kanattan Serkan'ın pasına hareketlenen Kazım'ın yaptığı ortaya Stancu'nun düzgün vuruşu takıma 2.gölü getirdi. Takım bununla da yetinmedi. Sanki Türkiye kupasında Gaziantepspor'a karşı alınan yenilgiyi taraftarına affettirmek ister gibi oynayan takım ataklarına devam etti. İlk yarının bitimine dakikalar kala orta sahada topu alan Culio sol kanatta hareketlenen Hakan Balta'ya (maçta herhalde 1 kere ileri çıkmıştır) çok güzel bir ara pası attı. Topla buluşan Hakan ilk defa kafasını kaldırarak oyuna bakıp hareketlenen oyunculara göre pas atmak istedi ve Kewell'ı gördü. Kewell da sol ayağıyla çok sert bir vuruş yaparak 2.gol sonrası sakatlanan Ivesa'nın yerine oyuna giren Atilla'yı mağlup etti. Takım ilk devreyi bu sonuçla 3-0 sonlandırdı.
İkinci yarıya Bülent uygun Pele'nin yerine Batuhan'ı alarak başladı. İlk yarıda Pele'den hiçbir katkı sağlayamaması bu tercihinde etkili oldu diyebiliriz. Bülent Uygun bu kadar yerinde değişiklikler yaparken Hagi oyundan kopuk değişiklikler yaptı. Son 2 maçtır Cana'yı savunmada Neill'i orta sahada deneyen Hagi bu sefer Neill'i çıkarıp (ki bence Sabri çıkmalıydı) yerine Mustafa Sarp'ı aldı. Bülent Uygun ise Serkan Kurtuluşu maç boyunca zorlayıp yoran Erkan'ın yerine Tello'yu aldı (dk.67). Bu dakikadan sonra Eskişehirspor daha organize ve doğru ataklar yapmaya başladı. Bunlardan birinde orta sahanın solunda rakip ceza sahasına yakın bir bölgede topla buluşan Tello'nun asistinde Hakan Balta'nın dikkat etmediği Burhan, Zapata ile karşı karşıya kalarak takımının ilk golünü kaydetti. Bu pozisyonda Hakan Balta elini kaldırıp hakeme bakacağına topla buluşan Burhan'a müdahale etmeye çalışsa belki golü engellemiş olabilirdi (Umarım sakatlıktan kurtulan bir Çağlar böyle hatalar yapmaz ve Hakan Balta'dan daha iyi bir oyun sergiler). Bu golden sonra konsantrasyonu bozulan Galatasaray rakibine direnmekte zorlandı. 3 dakika sonra Batuhan ve Serkan'ın ceza sahasının sağında girdiği hava topu mücadelesinde hakem tartışmalı bir faul verdi. Serbest vuruşu çok güzel kullanan Ümit Karan takımının 2.golünü kaydetti. İleri uçta Kewell'ın yerine oyuna giren Milan Baros ve Kazım'ın yerine oyuna giren Yekta (ki ismini maç esnasında bir daha duyamadık) Galatasaray'ın üstünlüğünü devam ettirmesi için çabalarken, oyun bir ara tamamen ev sahibi takımın kontrolünden çıktı. Buna rağmen üstünlüğünü koruyan Galatasaray, 80.dakikada kazandığı köşe vuruşunda Kazım'ın oyundan çıkmadan önce yaptığı son asistle Milan Baros'un kafası ardından 4. golünü buldu. Böylece sahanın en iyilerinden biri olarak gördüğüm Kazım oyundan 2 asistle çıkarken yerini alan Yekta fazla bir varlık gösteremedi.
Maçın ilk yarısında sağ kanatta Kazım, sol kanatta Kewell, ileri uçta Stancu'nun oyunları takımın tam istediği gibiydi. Zaman zaman Kewell ve Stancu yer değiştirerek rakip savunmanın düzenini bozdu. Keza 2.gol de Kewell'ın peşinden sürüklediği savunmanın arkaya sarkan Stancu'yu tutamamasıyla geldi. Takımdaki en önemli sorunlardan biri ise savunmanın sol kanadı. Hakan Balta sakatlığının ardından bir türlü eski formunu yakalayamadı ve oyununu nerede oynarsa oynasın istediği şekilde sergileyemiyor. Bugün Ayhan'ın olmaması takım adına çok isabetli olmuş gibi göründü. Orta saha daha dinamikti. Tabi ki pas yüzdesi açısından Ayhan ve Sabri aynı görevi üstlenemese de pres anlamında Sabri Ayhan'dan daha istekliydi. Bunun yanında Milan Baros'un arzulu oyunu gelecekte takıma kolay uyum sağlayacağını gösterdi. Yine ceza sahası dışında top alıp adam eksiltip içeri hareketlenmesi savunmayı yormasını sağladı. Yine de kaybettiği pozisyon sonrası hakeme itiraz etmesi ve sarı kart görmesi çok gereksizdi. Bu tip hareketler gelecek maçlarda sorun yaratabilir. Taraftar zaten gerekli baskıyı hakem üstünde kurmuşken onun böyle yapmasına gerek yoktu.
Maçtan sonraki tek üzüntüm ise böyle bir kadronun Rijkaard'ın elinde olsa neler yapabileceğini hiç göremeyecek olmam... Keşke kendisinden bu kadar çabuk vazgeçilmeseydi. Ama yönetimin kendini kurtarmak için yapabileceği başka hamlesi kalmamıştı. O yüzden kendilerini bu hareketten ötürü tebrik ediyorum.