Fenerbahçe Trabzonspor maçını 2-0 kazandı. İki takım da şampiyonluğa yakışır bir oyun sergiledi. Özellikle Emre Belözoğlu'nun 2 kişilik oyunu Fenerbahçe'nin ön alanda pres yaparak Trabzon'un topu oyuna rahat sokamamasına sebebiyet verdi. Şans faktörü de Fenerbahçe'nin yanındaydı. Egemen'in sakatlanması Giray'ın oyun içindeki dengesini bozarken, Glowacki ile aynı uyumu gösterememesi maç boyunca sorun yarattı. İlk gol kornerden gelirken, Giray'ın kendisinin kolundan çekmesine rağmen kurtulan Lugano çok güzel bir kafa vuruşuyla topu ağlara gönderdi. İkinci gol ise Gökhan Gönül - Mehmet Topuz ikilisinin maç boyunca sergilediği yardımlaşma ve olumlu pas organizasyonlarından biri sonucunda Niang'ın güzel bitirici vuruşu sonrası gerçekleşti. Golde Niang'ı tutmakla görevli olan oyuncu yine Giray'dı. Fenerbahçe'nin 5 dakika içinde bulduğu 2 gol takımı rahatlatırken taraftarın da desteğini iyice arkasına almasını sağladı.
Fenerbahçe'nin kilit maçlarda sergilediği güzel oyun onların şampiyonluk yolunda bir adım daha lidere yaklaşmalarına yardımcı oldu. Bütün takım sahaya inanmış olarak çıktı. Hafta içi oynanmış olan Ziraat Türkiye Kupasında Beşiktaş'a yenilen Trabzonspor ise zor hücuma çıkan, doğru pas yapamayan ve ileride çoğalamayan bir takım hüviyetindeydi. Umut'un yalnız kalarak orta sahaya kadar gelip top almaya çalışması durumu açıkça sergiler nitelikteydi. Erken gelen goller ve sakatlık yüzünden oyuncu değişiklik haklarını erken kullanan Şenol Güneş, ilk yarının bence en etkisiz ismi olan Colman'ın yerine Yattara'yı alarak çok doğru bir değişiklik ile ikinci yarıya başladı. Fenerbahçe'de Selçuk'un kırmızı kart görmesi Trabzonspor'a avantaj sağlasa da, Glowacki'nin Selçuk'un kırmızı kartının hemen arkasından 2 dakika arayla gördüğü iki sarı kartla bu avantajın kaybolmasına yol açtı. Burak'ın yerine Tayfun Cora'nın alınması ise Trabzonspor'un hücum gücünü zayıflatan bir hamle oldu. Eğer Glowacki atılmasaydı Burak'ın yerine alınabilecek bir Alanzinho oyunun seyrini çok farklılaştırabilirdi.
Sorun nerede diye düşündüm ve şu karara vardım. Sorun tecrübe eksikliğinde. Trabzonspor uzun zamandır bulunmadığı bir koltuğa oturmuş durumda. Bu durum takımın oyuncuları üzerinde olumsuz bir baskı yaratıyor. İster istemez oyuncuların rahat futbol oynayamamasına yol açıyor. Fenerbahçe bu gibi durumlarda çok bulunduğundan ve bu durumda kalmış bir sürü tecrübeli oyuncusunun takımı taşıyabilecek güçte olmasından dolayı bu maçı kazanmaya yönelik oynayabildi. Ligin ilk yarısının en olumlu transferi olarak gördüğüm Niang'ın akıl dolu vuruşu onun ne kadar usta bir ayak olduğunu tekrar ortaya koydu. Ayrıca Glowacki'ye yaptırdığı faulde de hızını kullanarak sarı kartı gördürmesi oyuncu zekasını ortaya koydu. Cebinde kartla oynayan Glowacki'nin bu pozisyonun hemen ardından Alex'e sol dirseğiyle vurması tamamen amatörce bir hareketti. Maç sonunda Tayfun Cora'nın hakeme küfür etmesi de Trabzonspor'un mağlubiyeti hazmedemeyen bir takım olduğunu ortaya koyar nitelikteydi. Bu maçta 3 puan kaybeden Trabzonspor aslına bakarsanız önümüzdeki 2 haftayı da kaybetme riski ile karşı karşıya. Egemen'in sakatlığı ne kadar sürer bilmesem de Tayfun ve Glowacki'nin de haftaya olmayışı takımı zor duruma sokacaktır. Bunun yanında Fenerbahçe, Selçuk'un yerini rahatlıkla doldurabilecek derinlikte bir kadroya sahip. Tahminimce Aykut Kocaman haftaya bu kadar savunma ağırlıklı bir takımla sahada olmayacaktır.
Fenerbahçe'nin yüksek pas yüzdesi, ataklara yön veren her oyuncunun doğru kişiyi bulması, maçın ilk yarısında üstünlüğün onlarda kalmasını sağladı. Trabzonspor ise olgunlaşamayan ataklarının yanında uzun top ve derin ara pası denemelerinde de başarı sağlayamadı.
Bu olumsuzluklara rağmen iki takımın da istekli oyunu, pozisyonu az olan maçta seyir zevkinin yüksek kalmasını sağladı. Trabzonspor bu hafta aldığı yaraları kolay saramazsa ligi ikinci sırada bile bitiremeyebilir. Beşiktaş ve Galatasaray maçlarını da deplasmanda oynayacağı düşünüldüğünde işinin zor olduğunu söylemek hayalperestlik olmaz.